Kardeşlik ve Nefsin Üstünlük Yanılsaması Üzerine
Kur’ân’ın “Müminler ancak kardeştir” (Hucurât, 10) ayeti, İslâm toplumuna dair sadece bir birlik çağrısı değil, insanın kendi nefsiyle kurduğu ilişkinin ahlâkî mahiyetini de ele verir. Kardeşlik, burada imanla başlayan ancak nefsle girilen uzun bir mücadelenin sonunda anlamını tam anlamıyla kavrayan bir bağdır. Hucurât Suresi’nin dikkat çekici yönlerinden biri de insan ilişkilerindeki bozulmayı dış etkenlerde değil, nefsin içten içe ürettiği üstünlük duygusunda aramasıdır. Alay etmek, küçümsemek, kötü zan beslemek ve gıybet… Bunların her biri, kişinin kendini merkeze yerleştirme arzusunun farklı tezahürleridir. Bu bağlamda kardeşliği zedeleyen şey, açık düşmanlıktan çok, insanın kendini başkasından daha değerli, daha üstün ve yüce görme eğilimidir. Bu eğilim, yalnızca bireysel ilişkilerde değil, ırk ve aidiyet bilincinde de kendini gösterir. Hucurât Suresi’nin “Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık; birbirinizi tanıyasınız diye sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık” ...