Utanç Günlüğü 14
Gülüyor ellerinde çiçekler bir ilk yaz sonundan.
yaşamı karalama defteri gibi; açısız, acısız.
dokununca bir güle, dikensiz bir gün kokluyor.
elleri akşamdan kalma yapraklar… ve tasasız.
Gözlerini kaçırmıyor aynadaki saydam lekeden… kendisinden.
çünkü hiç kanamamış olmak, en derin yarası şimdi.
bir birikinti şimdi sustukları: İsimsiz hatıralar.
büyük bir utanç gibi taşıyor göğsünde acınası hafifliği.
Şimdi öylece duruyor birkaç zamanın eşiğinde
üstünde yarılanmamış bir hayatın gölgesi.
soruyor kendine o saydam lekenin içinden:
"böyle dilsiz mi olur bir ruhun ölmesi?"
Sayfalar ve sayfalar ve sayfalarca
bir unutkanlığın izini arıyor gizlerinde
birbaşınalığın o soğuk sahnesinde
güller gülücükler güçlükle açılıyor gözlerinde
Burada duruyor tam burada ömrün eksik özeti
Dokunulmamış günler, eskimemiş bilindik acı
Kendi cenazesine ağlamayan bir yabancı
Yürüyor, sırtında en adi hafifliğin kırbacı!
Kalemine sağlık 👏🏻
YanıtlaSilTeşekkür ederim
Sil